Sunday, July 27, 2008




Kitapların arasında buldum, bu yazıyı iki yıl önce çevirmiştim. Başka bir ülkedeki sergileme çeşitlerini bilmek, bir alternativ.
Aşağıdaki yazı, Pierre Huyghe'ün 2-Şubat-2006 da Paris Şehri Modern Sanatlar Müzesi'nde açılan sergisi hakkındadır.

______

Sergideki 25 dakikalık film iki ayrı bölgede (Antarktika ve New York Central Park) çekilen filmlerin birleştirilmesinden oluşuyor: Birinci film bundan bir yıl önce, şubat 2005'te P.H.ün, Antarktika'da buzların erimesi ile, üzerinde değişebilen bir varlıkla beraber yepyeni bir adanın ortaya çıktığını hayal edip, Tara adlı bir gemi ile ve iki arkadaşı ile bu adayı aramaya gittiği film. İkincisi ise keşfedildiği varsayılan bu esrarengiz adanın topografisini muziğe dönüştürüp, New York Central Park buz pateni sahasında çalan senfonik orkestranın görüntüleri. Paris Modern Sanat Müzesi'nin tekrar açılması sürprizide işe katılıyor.
P.H. 1962 doğmlu. Şeyleri, yalnızca onlara yönelik olan yorumlardan tanıdığımıza dikkat çekmek için, az değerlenen bir gündelik estetikten faydalanıyor.

BEAUX ART- magazin- février 2006- bam 260
Exposition- Sergileme
Par: Emmanuelle Lequeux

Pierre Huyghe

Kurgu Sapmaları


Pierre Huyghe'ün yaptığı gibi bir seyahat yapabilmek ne güzel. Sanatçı Paris Güzel Sanatlar Müzesi'ne demir atıyor ve kutuplara yaptığı gezisini düşündürüyor: en yeni deneyim.
Bazen hiç yoktan olur. Videoları yerleştirmek, duvarları beyazlatmak, bir nesne koymak, işte bir sergi! Ama P.H. her şeydan önce bir oyuncu ve oynamaya devam etmek istiyor.... Arzulandığı yerde, arzu edildiği şekildeymiş gibi olabilmek için, karşısına çıkan istekleri yürütebilmek için, en güzel stratejileri geliştirmeyi yirmi yıllık bir deney ile öğrenmiş. Bu nedenle tekrar açılan müzede düzene karşı gelmiycek; Cordeliers'nin koruması altında geçen ve onu şiirsel bir sürgüne zorlayan üç yıllık bir tadilattan sonra, müzenin beklenen ikinci açılışı; ve artistin fransız retrospektifi birarada.
Bu savurgan çocuğun 90'lı yılların başlıca sergi alanlarına dönüşüde New York'ta geçen iki yıldan sonra olmuştu. Gelir gelmez, Philippe Parreno ve Dominik G.Foerster ile birlikte gerçekleştirdikleri sergide (accrochage) yeni bir biçim denediler: etapları düzenleyen bir konuşmacının filme alındığı, bir çeşit sinematografik alan oluşturmak.
Fakat bununlada P.H. düzelmiyor: bir retrospektif? belki. Fakat kesinlikle dönüş yok: aslolan hareketten kopmamak. Sergi deneyinin sınırlarını itmeye devam etmek; "sonsuza dek yeniden ve yeniden oynanıcak olan bir oyunun üreticisi olarak değerlenlendirilmeyi reddetmek; sinemanın nostaljisi etiketinden kurtulmak; bilinçsiz bir kollektiv taşımak". Ona göre başka bir dil başka bir form yaratmak gerekiyor.
Şu anki sergideyse filmleri; atan bir damar gibi yanıyor ve sönüyor; bir kaç saniyede bie sırrı ortaya çıkartıyor; başka bir odadan gelen müzik, başka bir yere davet ediyor. Burada zaman serbest bırakılmış.... Ziyaretçiler burada hapis olmayan, ama çerçevelenmiş bir gerçeğin aktörleri oluyorlar. Şu soru akla takılıyor "zamanı ve kurguyu nasıl katlamalı"; şöyle olucak: geçirgen şeyler ve rastlantıların karşılaşması, yankılaşımları. Aynı zamanda hem direkt olabilen hem de tamamlanmak zorunda olan bir şey üretilebilirmi?. Flu olunduğu kadar sınırlayıcı da olmak gerek; ikonikten ziyade geçirgen. Sergi iki zamanlı ilerleyebilir. Önce olacak olan şeyin gerçekleşeceği yer gösterilir, sonra öneriye girilir. Bir çeşit sürekli gelişim: "zamansallığı sürebilecek olan bir sergi üretmek".

Başka Bir Yerin Fantasmı

P.H.'ün sergileri kalp atışları gibi hareketli: çünki onlar hiç bir zaman bir sonuçlanma değil, sadece vasat bir projenin bir etabı. Sonlarından uzakta soluk almaya ve yaşamaya devam ederken, uzun bir seyahatin gerçekleşmesi sırasında, bir pozlanma zamanı gibi kendilerini çiziyorlar. Aynı zamanda yayılabiliyorlar, çünki anlatıyorlar ve kendilerini paylaşıyorlar. İşte böyle bir deneyimde 2002 de Bregenz'de Edgar Allan Poe'nun (Les Aventures d'Arthur Gordon Pym) bitmemiş bir metninden doğmuştu. Çok az kişi onu gördü; o bir myte dönüştü. Kar yağıyordu: buzlar çiçek açıyordu; buzdan yapılmış bir gemi heykeli, günden güne erimekteydi ve bir senaryo ortaya çıktı, "bakmak, geçmek".
P.H.'de o zamandan beri, havadan gelen bu fikre kendini kaptırdı. "Bu senaryo şimdi gerçekleşti" diyor. Yani Paris sergisinin kalbinde yer alacak olan, ve ona bir ay Antarktika keşfi yaptıran kutupsal gezisi böyle ortaya çıktı.
Gezi mi, sergi mi? Konuşmanın hayhuyunda, bu iki kelime karışıyorlar. "Evet, bu yolculuğu bir sergi formu olarak düşünüyorum, diyor. Bence bir sergi bütün formatların karşılığı olabilir: bir tören, bir kitap, bir opera. Her zaman protokolleri keşifsel bir modla tekrar düşünmeyi denedim". Anlatıda bir gemi var (Tara), ki bu gemi buzların tam ortasında, düzenli olarak, meraklıları, bilim adamlarını veya artistleri taşıyor. Demekki P.H. gerçek bir seyahat gerçekleştirmiş. Fakat hala kurgu nerede? Ona göre sınır koymak yanlış. "Hayali ve gerçek arasında zıtlıklar yoktur; bu sadece gerçeğin bir ısrarıdır. Bir kurgu inşa etmek ve bu kurgunun 'gerçek' üretebileceği bir tarz denemek": bu leitmotiv (anamotif) üzerine, proje "bir söylentiyle ve bir hipotezle; bir adanın olma ihtimali, eriyen buzlardan ortaya çıkan yeni bir yerleşim alanı; üzerinde değişebilen bir varlık görüldüğü bir ada" olarak başlıyor. Bırakalım sır bu varlığın üzerinde dolaşsın, işte "bir başka anlamsızlık".
P.H. "sergi bir hipotezi tetkik için gitmeye dayanıyordu; ama beni ilgilendiren yanı başka bir yere doğru yapılan bu harekettir, bu bir düşünce mekaniği gibi de görülebilir. Adanın adı Oisiveté olucak, ve bir harita üzerinde ilk defa görünücek. Orası fikirlerin ortaya çıktığı yerdir. O, çağrı ve gösteri arasında bir bekleyiş gibidir". Sakın sergide bu adanın görünmesini beklemeyin. Işıklı ve müzikli mizanseni ile: bir denge sistemi olarak belirerek, ancak arka plan olarak doğabilir. "En çağdaş ve en tamamlanmış form; görüntü değildir, müziktir; gerçek değildir, dekordur".
Bu adanın formu Olivier Coduy tarafından sürelere çevrildi. Ve çıkardığı işaretler (notalar) belki varolmayan bir yerin sübjektif topografisi gibi, Central Park'ın buz pateni alanında, New York'ta, ekim 2005'te bir senfonik orkestra tarafından çalındı. Bu demektir ki, Güney Kutbu yalnız o değişmez çevrede değil, aynı zamanda merkezdedir; en azından bir merkezde. Müzisyenler ve bir manzara. Verilen bir anda, gösterimini yapmadan, bir durumun deneyimi nasıl yapılabilir? Başka bir yer, mekanik bir kayıtın objesini oluşturamaz; yani gösterilemez, sadece anlatılabilir".

Gerçeği Kurgu Aracılığı ile İncelemek
(2005 Lyon Biennalinde ki filmi)

Üretimin ve yaratımın iç yüzünü ortaya çıkartmak: P.H. bunu önemsiyor."This is not a time for dreaming" filmindeki gibi. Bu film Harvard Üniversitesi'nin P.H.'ye siparişiydi. "Corbusier tarafından tasarlanmış, bir aktarım alanında buldum kendimi. Beni bu kuruluşa bağlayan arzu bağlantılarımı dağıtmaya çalışarak, siparişin anlamlarını, şimdinin ve buranın şartlarını tekrar düşünmeye çalıştım: henüz tamamlanmamış bir bağlamda nasıl hareket edilir? Orası Modernite nin bir amblemi olduğu içinmi hiç bir nötr yanı yok?
İlginç bir şekilde bu bina bir 'puding'e benziyordu, herhalde bundan dolayı Le Corbusier bir çok antlaşmadan rahatsız olmuştu. Düşündükçe bu yerin kurgu katsayısını arttırdım: burada yapılmamış olanların, ütopist hayallerin düzeni içinde kalanların hepsi için".
Sanatçı her zaman yaptığı gibi bazı terimleri inceltmeye çalışsada, mesela "kritik mesafe". Ben kutlamak isterdim.

Monday, July 14, 2008

Monday, July 7, 2008



Gujbenik (karışık: Yugoslavca)



- Gürçeşme